Archive for Eylül, 2012

Dedem..

Bugün dedem vefat etti..

Alice harikalar diyarında..

İstanbul’da yaşamaya başladığım 1999 yılından beri Alice benimle. Mini minnacık bir şeydi geldiğinde, ilk gece koynumda uyumuştu, sonra da zaten çok sayılıdır ayrı yattığımız, illa gece bir uğrar yanıma. Kendisi de Eylül ayı doğumlu benim gibi 🙂 2 kez doğum yaptı ve 9 tane yavrusu oldu. Bu yıl 13.yaşı olmasına rağmen sağlığı yerinde olup kendisini kızdıran Barış’a karşı ısırma tırmalama gibi tüm marifetlerini ayarsızca gösterebilir. Bunun dışında gerçekten sakin bir hanımefendidir kendisi. Akşam kucaktan inmez, mırlar da mırlar. Uzun yıllardır benimle olduğu için hakkında anlatabileceğim o kadar çok şey var ki..

Göbek show başlasın :)

İşte show başladı. Yolun başından ilk göbek görüntüsü, hayırlı uğurlu olsun 🙂
bu benim 2.gün göbeğim. evet 55 kiloyum ama hali hazırda ben zaten göbekliyim 🙂

Yeni başlangıçlar

Bugün tedavimin ilk günü.. Heyecanla beklediğimiz gün işte bugün. Bebek sahibi olmak istiyorduk ama neredeyse 1,5 yıl bekledik ve olmadı. Bu süre boyunca acayip acayip türlü türlü testler yapıldı üzerimde. Nihayet anlaşıldı ki 4 yıl önce geçirmiş olduğum sindirim sistemi ameliyatının yan etkisi nedeniyle olmuyormuş. Sorunun giderilmesi için tekrar ameliyat olmak istemedim. Onun yerine biz şansımızı tüp bebek tedavisinden yana kullanmak istedik. Geçtiğimiz nisan ayinda ilk denememizi gerçekleştirdik. Hamile kaldım ama sadece 9,5 hafta sürdü, malesef doğal seleksiyona yenildik. O zamanki hissettiklerim üzerine uzun uzun konuşabilirim ama buna hiç gerek yok. Çünkü bugün tedavimin ilk günü ve geçmiş geçti gitti. 
 
İlk tedavi esnasında çok sayıda embriyo elde edilmişti ve biz bize sunulan dondurma işlemi seçeneğini kabul etmistik, yani şimdiki uygulama dondurulmuş embriyo transferi olacak. Bu arada artık 35 yaşımı da doldurduğuma göre iki embriyo transferi yapılabilecek, yasal sınırı aştık, kısacası ikiz bebek sahibi olma olasılığımız da var.
 
Bu seferki tedavi de öyle her akşam kendi kendine göbekten hormon iğneleri vurmalar, iki günde bir doktora gidip kan vermeler ve anestezi altında gerçekleşen yumurta toplama işlemi yok (bence en zor kısım bu zaten, sonrasında çok acı çekmiştim). Sadece ağız yoluyla alınan irili ufaklı haplar var. (östrojen ve progesteron içeren tabletler, folik asit, kan sulandırıcı yani aspirin, transfer sonrası için kortizon ve antibiyotik haplar) 8.gün ilk doktor kontrolü olacak, sonraki kontrol 12.günde. Eğer aksi bir durum olmaz ise 18.gün embriyolarımızın transferi gerçekleşecek. Sonrası bir süre evde dinlenme, 29.günde embriyoların tutunup tutunmadığını belirleyecek olan gebelik testi yapılacak, işte ondan sonra ne olacaksa olacak.. Bekleyip göreceğiz. Şu an bana verilen 35 günlük bir ilaç programı var, üşenmedim saydım, bu listeye göre tam 284 adet hap içmem gerekecek. 
 
Acayip heyecanlıyım ama sakin olmaya çalışıyorum. Bir de nezle olmuş olmasaydım iyiydi, bu satırları başım ağrıyarak yazmak zorunda kalmazdım. Hah bir de tarihe not düşmek adına yazıyorum, şu an 55 kiloyum :))

Güneşli bir sonbahar pazarı..

Uzunca bir süredir Pazar günleri pek evde oturmuyoruz. Evde oturmak için fazla güneşli bir hava vardı dün, tam gezmelik ideal sıcaklıkta ama yine de bütün gün evde doya doya tembellik yaptık, bir sürü film izledik, özlemişiz miskinlik yapmayı.. Bu arada farkettim ki mutfakta vakit geçirmeyi de özlemişim. Barış’a “sen aynen devam et, ben bir mutfağa gidip geliyorum” dedim ve 2 saat kayboldum. Hevesle bol tarçınlı elmalı turta (bildiğin anne turtası yani) ve zeytinli muffin yaptım. Dün akşam üstü evde ve bugün ofiste afiyetle yedik. Muffinlerin fotoğraflayamadım ama turtanın çeşitli fotoğrafları şu şekilde:


tarif yazmaya gerek yok sanırım, dediğim gibi anne turtası işte 🙂

Kutlamalara devam :)

Cumartesi gecesi Fatma Nur ve benim isteğim üzerine beyler bizi yemeğe çıkardı, Fatma Nur’un da cuma günü doğum günüydü, bu doğum günü  haftasını son kez beraber kutlayarak kapatalım istedik. Etiler’deki Günaydın Steak House’a gittik. Ancak kutlama bizim için değil de sanki beyler için gibiydi, zira aşağıdaki fotoğraftan da anlaşılabileceği gibi oğlanlar delirdi 🙂

17.09.2012

Bugün benim doğum günüm.. Artık 35 yaşımdayım. Bugünün yani yolun yarısına gelmiş olmanın hüzünlü anlamları olması gerekse de benim için biraz daha farklı, heyecanlı ve çok mutluyum. Artık 35 yaşımdayım çünkü, bir süredir beklediğim sınırı aştım.
Gündüz işyerinde önce öğle yemeği, akşamüstü pasta keserek kutladık doğum günümü. Tebrikler tebrikler, pek popüler bir günümdeydim doğrusu.
Akşam yemeği için Küçükyalı sahil yolunda bulunan Cundalı Ayvalık Balıkçısı’na götürdü beni Barış. Sakin sakin 35 yaşın benim için anlamı üzerine nutuk atmaya başlamıştım ki Gökçe, Murat ve tosun paşa Çınar geldi önce. Şaşkınlığı daha üzerimdeyken Gözde, oğlu Ömer Cenk, Okan ve Burcu geldiler. Eylül ayının ikinci yarısı doğanlar genelde benim gibidirler, bu tarihlerde okullar açıldığı için çocukken pek doğum günü partisi düzenlenmemiştir kendilerine. (en azından bizim zamanımızda öyleydi)  öyle kalabalık kutlama yapılmasına alışık değillerdir, beklemezler de zaten (en azından benim için öyle) O yüzden de eşimle başbaşa yiyeceğimizi sandığım doğum günü yemeğimde karşımda arkadaşlarımızı görünce çok ama çok şaşırdım.  
Benim için çok değişik ve sürprizlerle geçen bu geceden tarifsiz bir mutlulukla ayrıldım. İnsanın sevildiğini bilmesi başka bir gurur veriyor bana göre.. Kısacası keyfim pek yerinde. Sevdiğim herkesle birlikte mutlu huzurlu bir gelecek diliyorum kendime. İyi ki doğdum.

Etiket Bulutu